Ana içeriğe atla

Çocuğunuz Yalan Söylüyorsa Ne Yapmalı?

Boyu masaya bile yetişmeyen küçük oğlunuz dik bir pozisyonda elleri belinde size kafa tutuyor. Bırakın ona söylenenleri dinlemeyi, çileden çıkmanız için ne gerekirse yapıyor.

Siz de karmakarışık duygular içinde sinirinize hakim olmaya çalışıyorsunuz. İyi bir anne, iyi bir baba olamadım, nerede hata yaptım diye kendinizi yargılıyorsunuz. Parmak kadar çocuğa, yapması gerekenleri neden anlatamadığınızı, neden söz geçiremediğinizi sorguluyorsunuz.

Aslında işin gerçeği şu; çocuğunuz kendini artık sizin kadar önemli ve kuvvetli hissediyor. Bir bakıma kendini bu şekilde ıspatlanmış da oluyor. Amacıysa insan yerine konmak, söz hakkına sahip olmak. Ve en önemlisi o, kendi kararlarını kendi vermek istiyor. Sadece anne ve babanın yönlendirmelerine göre yaşamayı tercih etmiyor. Ufacık bir çocuğun aklına nasıl böyle şeyler geliyor diye düşünmeyin. Onlar sadece emirler alıp, başkalarının isteklerine göre hareket etmek istemiyorlar.

Birey olarak kabul görmek istiyor

Günümüzde artık şartlar o kadar değişti ki... Çocuklar sadece cezalandırılmaktan korktukları için değil, anne babalarını sevdikleri ve onları hayal kırıklığına uğratmak istemedikleri için laf dinlemeyi tercih ediyorlar. Azarlanan çocuk çok daha büyük tepkiler verebiliyor.

Çocuk anne babası tarafından sevildiğini ve kendisine saygıyla yaklaşıldığını hissettiğinde, bunun karşılığını da zaten sorunsuz veriyor. Onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyor ve onları onurlandırmak için elinden geleni yapıyor.

Ceza vermek işe yarıyor mu?

Eğer çocuğunuz gerçekten laf dinlemiyorsa, mutlaka onun da kendince sebepleri vardır. Böyle durumlarda anne babanın yapabileceği en büyük hatalardan biri- eskiden olduğu gibi- çocuğu cezlandırmak. Cezalar geçici olarak işe yarasalar da sonradan başka aksaklıklara ve anlaşmazlıklara yol açıyorlar. Hatta çocuğu derinden etkileyerek sonraki davranışlarına yansıyorlar. Bu nedenle anne babanın yapması gereken ilk şey çocuğun derdini dinleyip, bu konuda ona yardım etmek.

Bazı çocuklar küçük yaştan itibaren garip tepkiler veriyorlar. Aileleri ne derse desin, onların ağızlarından çıkan kelime "niçin" veya "hayır" oluyor. Örneğin siz "Acele et okula geç kalıyorsun" diyorsunuz, o "hayır, bugün gitmeyeceğim" diyor. Sebebini sorduğunuzdaysa "Canım istemiyor" yanıtını alıyorsunuz. Böyle durumlar sizi hemen çaresizliğe itmesin! Biraz araştırın ve sebeplerini ortaya çıkarmaya çalışın. Göreceksiniz ki, durum hiç de göründüğü kadar basit değil. Okula gitmemek için bahane uyduran çocuğun, asıl probleminin öğretmeniyle veya sınıf arkadaşlarıyla olması gibi...

Hırçınlığının sebeplerini araştırmalısınız

Bazen olaylara biraz daha objektif bakmak, çocuğun gerçek sorununu ortaya koyabiliyor. Kıskançlık bu gibi durumların öncüsü olarak görülüyor. İkinci bir çocuk dünyaya geldiğinde anne tüm ilgisini bebeğe yöneltiyor. İlk başta hevesle beklediği kardeşin onu tahttan indirmesi ise farklı bir durum yaratıyor. Ve büyük çocuk yeni kardeşi bir rakip gibi görüyor ve ona bu şekilde yaklaşıyor. Annenin bebeğe olan sevgisini kıskanıyor, çünkü altını değiştirmesine, oyun oynamasına ve bazen sabahlara kadar yanında kalmasına tanık oluyor. İlk günlerde bu olayları sadece izlerken, zaman içinde tepki vermeye başlıyor. Anneye içten içe sinirleniyor, anlamsız ve yersiz tepkilerde bulunuyor. Örneğin eşyalara, etrafına zarar veriyor. Anne bebeği sevgiyle kucaklarken, kardeşinin parmağını ısırarak onun ağlamasını sağlıyor. Başlangıçta çoğu anne baba bu davranışların asıl sebebini fark etmiyor, hatta büyük çocuğu yargılama yoluna başvuruyor. Dolayısıyla sorun ya giderek büyüyor veya anlaşılmaz bir çıkmazın içine giriyor.

Sorunun kaynağı kıskançlık olabilir

Kardeşini kıskanan çocuğun saldırıları bazen anne babaya yönelik oluyor. Çünkü onun gözünde eve yeni bebeği getiren sorumlu kişiler anne baba oluyor. Hatta özellikle de anne... Bu nedenle anneler hamilelik döneminde dikkatli olmalı ve çocuklarını yeni gelecek kardeşe hazırlamalılar. Çünkü doğumdan sonra diğer çocukta olumsuz davranışlar görülüyorsa, bunun sebebi çoğunlukla eve gelen yeni kardeş oluyor. Çocuk saldırganlaşabiliyor veya aşırı suskun kalabiliyor.

Yardıma ihtiyacı var

Bazı çocuklar hislerini hiç belli etmiyorlar. Ve aslında içten içe küçük kardeşe karşı bir kıskançlık duyuyorlar. Eğer büyük çocuğunuz kardeşinin altını değiştirmek veya onu kucağına almak istiyorsa buna izin verebilirsiniz. Ama bu tür istekler onun kardeşini kıskanmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü ne de olsa yeni kardeş bir bakıma evin kralını tahtından indiriyor ve annenin yoğun ilgisini üstünde topluyor. Kıskançlık bir süre devam etse de zaman içinde anne babanın doğru tutumuyla alevini söndürüyor. Çocuk, kardeş sahibi sahibi olmanın iyi yönlerinin farkına varıyor.

Sevginizi hissettirmelisiniz...

Çocuğunuzun söz dinlemediği dönemlerde yardıma ihtiyacı olduğunu hissetmeli ve onunla dayanışma içine girmelisiniz. Bunu, onu günlük ev işlerine, ortak aktivitelere veya bebek bakımına dahil ederek yapabilirsiniz. Böylelikle çocuğunuz kendisine bir birey olarak değer verildiğini görür ve zamanla hırçınlığından vazgeçer. En önemlisiyse ona sonsuz sevgi vermeniz, sevginizi hissettirmeniz... Kolay gibi görünse de aslında bunu başarmak son derece zor. Çünkü anne baba için kıskançlığından çıldıran bir çocuktan daha dayanılmazı yoktur. Peki bu durumda anne ve baba nasıl davranmalı? Çocuk annenin her hareketini gözlüyor ve çileden çıkmasını adeta dört gözle bekliyor. Her tepkiye daha çok çıldırarak karşılık veriyor. Ve zaman zaman anne sonradan pişman olacağı tavırlar sergiliyor. Bağırıyor veya tokat atıyor. Sonunda çocuk hem istediğini elde ediyor, hem de içler acısı ağlayabiliyor. Ve bunun için nasıl bir sebebi var! Onun istediği gibi hareket ederek, çok daha büyük sorunlara yol açmış oluyorsunuz. Tam aksini yaparak soğukkanlı kalmaya çalışın. Ve kavganın en doruk noktasında çocuğunuzun en az beklediği davranışı yapın. Örneğin bebeğin yanına gidin, onu kucağınıza alın ve "bak ağabeyin hiç de yaramaz bir çocuk değil!" deyin. Bu davranışınız o kavgalı ortama sıcaklık ve sevecenlik katacaktır.

Ona sorumluluk verilmeli

Bebeğe mutfakta mama hazırlarken, küçük yaramazınızın kapıda durduğunu ve garip garip baktığını fark edebilirsiniz. Bu gibi durumlarda ona hemen bir görev vermelisiniz. Örneğin ondan masanın üzerindeki bisküvi paketini açarak size vermesini isteyebilirsiniz. Bunu büyük bir hevesle yaptığını göreceksiniz. Hatta tezgahın yanına bir sandalye çekerek, mamayı nasıl hazırladığınızı izlemesini sağlayın. Böylece çocuğunuz kendini dışlanmış hissetmez ve size düşman olmaktan vazgeçer.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Babalar ve Bebekleri

Baba - çocuk arasındaki sağlam ilişki bebeklikten başlar. Babalar bebeklerine kavuşma heyecanı yanında kimi zaman bebeğin emzirilme durumundan dolayı anneyle bebek daha yakın olacağından, ilişkide dışarıda kalma endişesi taşıyabilir. Bu endişe babanın bebeğin hayatına dâhil olup onunla yakınlik kurabileceği diğer birçok mükemmel yolu fark edememesine de sebep olabilir. Hâlbuki bebeklerin emzirilmek dışında pek çok ihtiyacı daha vardır. Doyurulması, diğer insanlarla fiziksel teması, rahat ettirilmesi, altının değiştirilmesi ve kocaman dünya ile tanıştırılması! Baba isterse tüm bu aktivitelere dâhil olabilir ve bebeğin hayatında etkili yerini alabilir. Yeni bebekler kendilerine dokunulmasından hoşlanırlar. Kalp atışlarını duyacak kadar yakınlıkta olmaktan haz duyar, anne babalarının cildini, kokusunu hissetmeye, seslerini duymaya ve hareketlerini izlemeye bayılırlar. Anne zaten emzirme yoluyla bunları yapar ama baba da başka bir çok yolla bu hazzı bebeğine ve kendine yaşatabilir. Babasın...

Anne ve Baba Arasındaki Sorunların Çocuğa Etkisi

Anne-babanın aralarındaki bazı tartışmaların çocuğa zararı yoktur. Ancak tartışmaların boyutları önemlidir. İnsanlar anlaşmazlıklarını tartışarak çözümlerler. Bu da çok doğaldır. Fakat tartışmalar; tartışmaktan öte, küfür, vurma, kırma, döğüşme şekline dönüşürse çocuğun dengesini zedeleyebilir. Çocuğa pek bir yarar sağlamayacağı gibi kızgınlık, öfke türü duygularını bastırması, kontrol etmesi gerektiği zamanlarda kötü bir örnek teşkil edecektir. Çocuğun; kendini koruyan, bakımını sağlayan kişilerin kontrolünü kaybettiğini görmesi, güvenini yitirmesine ve endişe duymasına sebep olacaktır. Bu tür örnekler ile karşılaşan çocukta; panik, korku, bazen de kabuslara rastlanabilir. "Hiçbir Şey Yok" Demeyin Bu tür davranışlar ile karşılaşan çocuğa "hiçbir şey yok" demek, açıklama yapmamak, belli etmemeye çalışmak çocuğu sakinleştirmeyecek, bilakis açıklama yapmadığınız için düşündüğü, hayal edeceği şeyler belki de daha kötü olacaktır. Diğer bir yönde anlaşmazlıklarınızı onu...