Cumartesi, Mayıs 13, 2006

Babalığın Katı Sıvı ve Gaz Halleri

Bir baba, bir bebeğin hayatındaki "esas" rolünü ne zaman oynamaya başlar?

Yok, işin "esas" başlangıcını kastetmiyorum. O, rolün en kolay kısmı. Yukarıdaki soruya yuvarlak bir cevap olarak verilebilecek "babanın kendini baba gibi hissettiği zaman" denen o zaman, ne zaman?

Babaların baba olduklarını hissetmeye başladıkları zaman için, ortalama iki yaş deniyor. İnanılmaz derecede uzun gelen bu zaman diliminde, babalar ne yapıyorlar? Biz babalar, ne yapıyoruz? İki yılın içinde tutumlarımızı pekiştirdiğimiz, karakterimizle ve o zamana değin yaşadıklarımızla uyumlu, çocuğumuzun tarzına yakın bir "stil" geliştirirken hangi yollardan geçiyor, ne hâllere giriyoruz?

Basitleştirmeye katlanabilirseniz, topu topu bir kaç çeşit tutumumuz var: Birisi, durup, beklemek. Ne olduğunu anlamaya çalışarak, ne yapacağımızı belirlemek. Durup, bebekten gelen sinyali dinlediğimizde, ritmimizi ona göre ayarlıyor, o'na göre hareket ediyoruz.

O bakıyorsa, biz de ona bakıyoruz.

Gıdıkladığımızda gülüyorsa, gıdıklıyoruz.

Gıdıklamamızdan ya da kulağına üflememizden rahatsız olduğunu hissettiriyorsa, o hareketimizi kesiyoruz oracıkta. Bu yolla, âdeta, içinde olduğu kaba göre şekil alan bir maddeye dönüşebiliyoruz. Buna "sıvısal" babalık ya da babalığın sıvı hâli denebilir, hâliyle.

Bebeğin tavrı donuk ve durgunsa, biz de öyle oluyoruz, ilk tepki öyle. Sıvısalsak eğer, hemen üstüne gitmek yerine, onun küçük bir sinyalini kollayıp, o anda atlayabiliyoruz. Bu küçük zaman aralıklarını iyi kullanabildiğimiz ölçüde, bebeğin zaman içinde değişiveren ruh hâline uygun adımlar atmayı pek iyi beceriveririz.

Sıvısal olmayan bir baba böyle bir durumla karşılaştığında, ne yapabilir? Babalığın "katı" hâlini yaşıyorsa eğer, bebeğin gülümsemesini bekler ve bebekten beklediği belli adımlar atılmamış olursa, kılını kımıldatmayabilir. Bebecik de köşesinde duran, ne yapacağını bilemez cinstense, "katı" halli baba ile karşılıklı köşelerde öylece dururlar.

Uçucu ve kaçıcı tipte bir babaysa eğer, sinyal-minyal beklemeden bodoslama dalıverir bebeğin dünyasına, kendi canlı ve neşeliyse eğer o gün, bebeğin de otomatik olarak öyle olacağı beklentisiyle âdetâ. Bu tip babalığa da, babalığın "gaz" hâli diyelim. Sıvısal babalığın saydıklarım arasında en makbulü olduğu kanısındayım. Bebekle o meşhur dansı en iyi yapabilenler, bebeğin ihtiyaçlarını yakından gözleyen ve bazı ihtiyaçları doğmadan hissedip proaktif davranan babalar.
Ama hepimizin ayrı, kendine özgü kişilik yapıları var. Bu yapılara denk düşmeyen davranışlara kendimizi ne kadar zorlayabiliriz? Sıvı ya da gaz ya da katı hâlde oluşumuz, babalık öncesindeki/yanındaki stillerimizle yakından ilişkili. Bize babalık ve annelik edenlerin stilleri, onların bize hediyesi genlerimiz, çocuklarımızın anneleri, hepsi bu sıvı/gaz/katı hâllerimizin editörleri...

Kocalığımızın hâlleri ile babalığımızın hâlleri arasında çarpıcı benzerlikler bulursak, şaşırmayalım. Kocalığı gaz hâlinde olup da, babalığı sıvı hâlde olan varsa eğer aramızda, bir dakika, burada bir çelişki var ve neden, diye çıkıverir birisi aradan. Katı hâlden pek bahis yok, dikkat ettiyseniz.

Prof.Dr.Yankı Yazgan

Çocuklarda Anne Babaya Yönelik Şiddet!

Özellikle ergenlik dönemindeki çocukların anne-babaya saldırgan davranması veya şiddet uygulaması oldukça sık görülen ancak hakkında fazla konuşulmayan bir durumdur.

Anne-babaya yönelik şiddet; küfürlü konuşma, korkutma, tehdit etme, anne ya da babaya fiziksel zarar verme (itme, tekmeleme, eşyaları üzerine fırlatma, vurma), eşyalara ve eve zarar verme ya da bıçak vb. silahla tehdit etmeyi içerebilir. Anne-babaya yönelik şiddet ister bir kere yaşanmış olsun, isterse sürekli bir tutum olsun, mutlaka üzerinde durulması gereken bir durumdur. Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm.Dr. Ayten Erdoğan çocukların anne ve babasına karşı neden saldırgan bir tutum sergilediğini anlattı.

Çocuklar anne-babasına neden saldırganlık ve şiddet gösterir?

Çocuklar anne-babaya karşı çeşitli nedenlerle saldırganlık gösterebilir. Bu nedenlerden hiçbiri saldırganlık ve şiddet tutumunun hoş görülmesini gerektirmez, ancak özellikle de ergen çocuğunuzun neden böyle davrandığını anlamanıza yardımcı olabilir:

- Özellikle de öfke duygularını kontrol etmeyi ve doğru bir şekilde ifade etmeyi henüz öğrenememiş olabilir ve bu nedenle de hiçbir öz disiplin uygulamadan hareket edebilir.

- Yetişkinlerin öfkesini kontrol etmeden, birbirlerine şiddet uyguladığını görerek büyümüş olabilirler. Bu durum, bu şekilde davranmanın normal olduğunu düşünmelerine neden olabilir.

- Sorunları çözmek ya da istediklerini elde etmek için başka bir yöntem bilmiyor olabilirler.

- Başka insanlara veya eşyalara değer verme ve saygı göstermeyi yeterince öğrenememiş olabilirler.

- Uyuşturucu veya alkol kullanımı, arkadaşından ayrılmak gibi nedenler de saldırgan tutumu tetikleyebilir.

- Anne-babalarını zayıf ve güçsüz görüyor olabilir, ya da kadınlara bu şekilde davranılması gerektiğini düşünüyor olabilirler.

- Gerçekten zor bir dönemden geçiyor ve stresle baş edemiyor olabilirler.

Anne-babalar ne yapmalı?

Çocuğu tarafından saldırıya uğrayan anne-babalar korkabilir, kendini güçsüz, yalnız, başarısız hissedebilir ve utanma ve suçluluk duygularına kapılabilir ve ailede kontrolü kaybetmiş gibi hissedebilirler. Öncelikle, çocuğunuzla ilişkinizde ne yaşamış olursanız olun, şiddetin hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini asla unutmayın. Kendinize olan güveniniz sarsılmış olsa dahi, bazı zor kararları almak için hazırlıklı olun. Ailenizde belli ölçüde de olsa kontrolü yeniden sağlamanız gerekir. Ergen çocuğunuzun bu davranışını değiştiremeyebilir ya da sona erdiremeyebilirsiniz, ancak yine de önceden belirlediğiniz kararınızı savunmanız gerekir. Özellikle de evde bu ortamdan dolayı korkmuş ve size sığınma ihtiyacı hissedebilecek daha küçük çocuklarınız varsa bunu yapmanız önemlidir. Tartışmaların çoğunlukla hangi konulardan kaynaklandığını düşünün. Hangi konularda taviz verebileceğinizi ve hangi konularda kesinlikle taviz veremeyeceğinizi belirleyin. Tartışma çıktığında neler olduğunu düşünün. Saldırgan davranışın sinyalleri nelerdi? Bu sinyalleri gördüğünüzde mutlaka birbirinizden uzaklaşın. Gerekirse evden çıkın ve şiddete maruz kalmamaları için küçük çocuklarınızı da yanınıza alın. Her ikiniz de sakinleştikten sonra gerekli konuşmaları yapın.

Ne kadar mantıksız gelirse gelsin, konuyu çocuğunuzun gözünden görmeye çalışın. Hangi tutum ve sözlerinizin, istemeseniz de, bu durumun yaşanmasına katkıda bulunuyor olabileceğini belirleyin.

Çocuğunuz bu tutumu yeni sergilemeye başladıysa, son zamanlarda olan bitenleri düşünün. Örneğin, okulda ders veya öğretmenlerle ilgili bir sorun mu yaşıyor? Arkadaşları ile ilgili bir sorunu mu var? Aileniz ya da çocuğunuz son zamanlarda yeni biri ile görüşmeye başladı mı? Bu kişi ile ilişkilerde neler oldu? Ergen çocuğunuz bir depresyon mu geçiriyor?

Çocuğunuzun iyi davranışlarına dikkat edin ve bunları fark ettiğinizi ve takdir ettiğinizi ona belirtin. İzin verdiği ölçüde, onun sevdiği şeyleri yaparak birlikte zaman geçirmeye gayret edin. Ergenlik dönemindeki çocuğunuzun artık “çocuk” olmadığı gerçeğini kabul edin ve buna uygun davranın. Sınırınızın ne olduğunu ve bu sınırı aşarsa ne yapacağınızı net bir şekilde belirleyin ve çocuğunuza da belirtin. Sınırı aşması halinde yapacağınızı söylediğiniz şeyi mutlaka yapın. Örneğin böyle bir durumda ergen çocuğunuzun evden çıkmasını isteyebilir ya da polis çağırabilirsiniz. Tüm bunları yapmak mutlaka ki size çok zor gelecektir. Anlayış göstereceğini bildiğiniz biri ile durumu paylaşabilirsiniz. Sağlam bir tutum belirlemek ve uygulamak ne kadar güç olsa da, bunu yapmanız çok önemlidir. Ergen çocuğunuz da anne ya da babasına saldırgan davrandığında, kendisini ne kadar mazur göstermeye çalışırsa çalışsın (annem beni çok kızdırdı, beni buna zorladı, vb.) kendisi de bu davranışından mutlaka rahatsızlık duyacaktır. Ayrıca bu davranışı hiçbir engelleme görmezse, başka alanlarda da aynı tutumu sergileyebilecektir. Bu da, engellenmemesi ve öfkesini ifade edecek başka yöntemler öğretilmemesi durumunda, hayat boyu sorunlar yaşamasına ve belki de kanunları çiğneyerek ceza almasına dahi neden olabilecektir.

Tüm bunlar işe yaramıyorsa ya da en başından sorunla baş edemeyeceğinizi düşünüyorsanız mutlak surette uzman yardımı almalısınız.

Uzm. Dr Ayten Erdoğan,
Memorial Hastanesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları